NASIH b.ZAFER

 

NASIH b.ZAFER

 

 

Ebû’ş-Şeref Nâsıh b. Zafer-i Curfâzakânî (Gulpâyegânî), VI/XII. yüzyıl son­larının ve VII/XIII. yüzyıl başlarının ünlü yazarlarındandır. Uluğ Bar Beg adın­daki Irak emirlerinden birinin ve onun veziri Ebû’l-Kâsım Ali b. Huseyn’in hiz­metinde yaşamış ve bu vezirin isteği üzerine Târîh-i Ye­mînî’yi Arapçadan Farsçaya tercüme etmiştir. Târîh-i Ye­mînî, Muhammed b. Abdulcebbar ‘Utbî’nin (ö.427/1036) eseridir. ‘Utbî, Rey ehlinden olup IV/X. yüzyılın ve V/XI. yüzyıl başlarında İran’ın büyük ya­zarlarındandır. Uzun bir müddet Horâsân’da Simcûrların hizmetinde bu­lunmuş, ondan sonra da Sebuktekîn’in hizmetinde bulunmuştur. Târîh-i Yemînî kitabını da fasih ve edebî bir nesirle Arapça olarak Sebuktekîn’in ve onun oğlu Yemînuddevle Mahmûd’un saltanatı konusunda ka­leme aldı ve onu Yemînuddevle Mahmûd adına Târîh-i Yemînî olarak adlan­dırdı. Nâsıh b. Zafer’in Arapçadan Farsça’ya tercüme ettiği bu kitaptır.

Nâsıh b. Zafer, Arap nazım ve nesrinde başarılı bir üstat ve Fars di­linde etkin ve güçlü olan Irak’ın fazilet ehli katiplerinden bi­riydi. 603/1207 yılında Tâ­rîh-i Yemînî’yi tercüme etmeye başladı ve vezir Ebû’l-Kâsım’ın, “... Kitabın üslu­bun­dan daha öteye gitmeyesin, tekellüf ve dal­kavukluktan sakınasın... zihne ko­lay gelen tabiata uygun olan bir düzene kanaat edesin...” demesi üzerine kitapla uyu­şan bir tercüme yaptı. Konu­nun tekellüften uzak terimler getirilmesini gerek­tir­diği yerde sözün sını­rını korumuş ve alanı duygunun telaşa geldiği yerlerde de sanat bineğini kullanmıştır. Edebiyatta güçlü bir kaleme ve uyumlu bir zevke sa­hip ol­duğu için bu her iki üslubun da üstesin­den çok güzel bir şekilde gelmiştir. Nitekim onun bu eserinin sanatlı nesrin en belirgin örnek olduğunu söy­lemek mümkündür.